Uyuyan Adam – Dostluk, İhanet ve Sessiz Çöküş
7Uyuyan Adam
Gece ağırdı.
Yağmur, pencereye vurdukça zaman sanki yavaşlıyordu. O evde herkes uyuyor gibiydi ama gerçek sessizlik, dışarıda değil; insanların kalbindeydi.
Bir dostluk, yıllarca aynı sofrayı paylaşmış iki insanın omzunda yükselmişti. Fakat güven — en sağlam görünen duvar gibi — bazen bir fısıltıyla yıkılır.
Güvenin kırılması, gürültüyle olmaz. Bazen sadece bir bakış, bir düşünce yeter.
O gece, birinin vicdanı ile duyguları arasında sessiz bir savaş vardı.
Yaşanan her şeyin ardından geriye kalan tek şey, içsel çöküştü. İnsan bazen başkalarını değil, önce kendini kaybeder. Ve o kayboluşun yankısı, bir ömür sürer.
Sabah olduğunda, evin içinde bir sessizlik dolaşıyordu. Kimse konuşmadı, ama her şey söylenmişti aslında.
O an herkes fark etti: ihanet sadece bir eylem değil, bir unutulmuş bağlılıktı.
Dostluk bitti, ama pişmanlık kaldı.
Zaman geçti.
Bir gün o adam, eski dostunun mektubunu buldu. Satır aralarına sıkışmış özürler, artık hiçbir şeyi değiştirmeyecekti.
Yine de okurken kalbi titredi. Çünkü bazen affetmek, unutmak değil; artık aynı acıyı taşımadan hatırlamaktır.
O mektup bir son değildi.
Bir ders, bir yankıydı:
“Güven, bir kez kırıldığında sesi uzun süre susmaz.”
